Listem 0 Kaydedilenler 0

Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı — Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı

مُنَاجَاةُ الأَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فِي مَسْجِدِ الْكُوفَةِ

Hacı Mehdi Samavâtî 19:41 Münacatlar

0:00 / 19:41
Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı — Hacı Mehdi Samavâtî YouTube

Müminlerin Emiri Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii'nde okuduğu bu meşhur münacat, Allah'ın mutlak azameti ile kulun acziyetini 'Mevlâye Yâ Mevlâye' nidasıyla tezatlar üzerinden dile getiren en derin ibadet ve nidalar biridir.

Ne zaman okunur? Kıyamet gününün şiddetinden Allah'ın amandarlığına sığınmayı, nefsin gururunu kırıp Allah karşısında mutlak muhtaçlığı idrak etmeyi ve ilahi rahmete nail olmayı sağlar.

Kaynak: Mefâtîhu'l-Cenân (Şeyh Abbas Kummî) — Kûfe Mescidi Amelleri

Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı Arapça Metni

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ لا يَنْفَعُ مَالٌ وَلا بَنُونَ إِلاّ مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلَى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَبِيلاً، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ يُعْرَفُ المُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالأَقْدَامِ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ لا يَجْزِي وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئاً إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ لا يَنْفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ لا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئاً وَالأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ يَفِرُّ المَرْءُ مِنْ أَخِيهِ وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ لِكُلِّ امْرِىٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ، وَأَسْأَلُكَ الأَمَانَ يَوْمَ يَوَدُّ المُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمَئِذٍ بِبَنِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَأَخِيهِ وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْوِيهِ وَمَنْ فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ يُنْجِيهِ كَلاًّ إِنَّهَا لَظَى نَزَّاعَةً لِلشَّوَى.

مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ المَوْلَى وَأَنَا العَبْدُ وَهَلْ يَرْحَمُ العَبْدَ إِلاّ المَوْلَى، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ المَالِكُ وَأَنَا المَمْلُوكُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَمْلُوكَ إِلاّ المَالِكُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ العَزِيزُ وَأَنَا الذَّلِيلُ وَهَلْ يَرْحَمُ الذَّلِيلَ إِلاّ العَزِيزُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الخَالِقُ وَأَنَا المَخْلُوقُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَخْلُوقَ إِلاّ الخَالِقُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ العَظِيمُ وَأَنَا الحَقِيرُ وَهَلْ يَرْحَمُ الحَقِيرَ إِلاّ العَظِيمُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ القَوِيُّ وَأَنَا الِضَّعِيفُ وَهَلْ يَرْحَمُ الِضَّعِيفَ إِلاّ القَوِيُّ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الغَنِيُّ وَأَنَا الفَقِيرُ وَهَلْ يَرْحَمُ الفَقِيرَ إِلاّ الغَنِيُّ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ المُعْطِي وَأَنَا السَّائِلُ وَهَلْ يَرْحَمُ السَّائِلَ إِلاّ المُعْطِي، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الحَيُّ وَأَنَا المَيِّتُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَيِّتَ إِلاّ الحَيُّ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ البَاقِي وَأَنَا الفَانِي وَهَلْ يَرْحَمُ الفَانِيَ إِلاّ البَاقِي، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الدَّائِمُ وَأَنَا الزَّائِلُ وَهَلْ يَرْحَمُ الزَّائِلَ إِلاّ الدَّائِمُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الرَّازِقُ وَأَنَا المَرْزُوقُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَرْزُوقَ إِلاّ الرَّازِقُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الجَوَادُ وَأَنَا البَخِيلُ وَهَلْ يَرْحَمُ البَخِيلَ إِلاّ الجَوَادُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ المُعَافِي وَأَنَا المُبْتَلَى وَهَلْ يَرْحَمُ المُبْتَلَى إِلاّ المُعَافِي، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الكَبِيرُ وَأَنَا الصَّغِيرُ وَهَلْ يَرْحَمُ الصَّغِيرَ إِلاّ الكَبِيرُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الهَادِي وَأَنَا الضَّالُّ وَهَلْ يَرْحَمُ الضَّالَّ إِلاّ الهَادِي، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الرَّحْمَنُ وَأَنَا المَرْحُومُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَرْحُومَ إِلاّ الرَّحْمَنُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ السُّلْطَانُ وَأَنَا المُمْتَحَنُ وَهَلْ يَرْحَمُ المُمْتَحَنَ إِلاّ السُّلْطَانُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الدَّلِيلُ وَأَنَا المُتَحَيِّرُ وَهَلْ يَرْحَمُ المُتَحَيِّرَ إِلاّ الدَّلِيلُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الغَفُورُ وَأَنَا المُذْنِبُ وَهَلْ يَرْحَمُ المُذْنِبَ إِلاّ الغَفُورُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الغَالِبُ وَأَنَا المَغْلُوبُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَغْلُوبَ إِلاّ الغَالِبُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ الرَّبُّ وَأَنَا المَرْبُوبُ وَهَلْ يَرْحَمُ المَرْبُوبَ إِلاّ الرَّبُّ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ أَنْتَ المُتَكَبِّرُ وَأَنَا الخَاشِعُ وَهَلْ يَرْحَمُ الخَاشِعَ إِلاّ المُتَكَبِّرُ، مَوْلايَ يَا مَوْلايَ ارْحَمْنِي بِرَحْمَتِكَ وَارْضَ عَنِّي بِجُودِكَ وَكَرَمِكَ وَفَضْلِكَ يَا ذَا الجُودِ وَالإِحْسَانِ وَالطَّوْلِ وَالاِمْتِنَانِ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı Okunuşu

Allâhumme innî es'elukel-emâne yevme lâ yenfa'u mâlun ve lâ benûne illâ men etallâhe bi-kalbin selîm, ve es'elukel-emâne yevme ye'azzuz-zâlimu 'alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenittehaztu me'ar-rasûli sebîlâ, ve es'elukel-emâne yevme yu'reful-mucrimûne bi-sîmâhum fe-yu'hezu bin-nevâsî vel-akdâm, ve es'elukel-emâne yevme lâ yeczî vâlidun 'an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin 'an vâlidihî şey'en inne va'dallâhi hakk, ve es'elukel-emâne yevme lâ yenfa'uz-zâlimîne ma'ziratuhum ve lehumul-la'netu ve lehum sûud-dâr, ve es'elukel-emâne yevme lâ temliku nefsun li-nefsin şey'en vel-emru yevme'izin lillâh, ve es'elukel-emâne yevme yefirrul-mer'u min ehîhi ve ummihî ve ebîhi ve sâhibetihî ve benîh, li-kullimri'in minhum yevme'izin şe'nun yuğnîh, ve es'elukel-emâne yevme yeveddul-mucrimu lev yeftedî min 'azâbi yevme'izin bi-benîh, ve sâhibetihî ve ehîh, ve fasîletihilletî tu'vîh, ve men fil-erdi cemî'an summe yuncîh, kellâ innehâ lazâ nezzâ'aten liş-şevâ.

Mevlâye yâ mevlây! Entel-Mevlâ ve enel-'abd, ve hel yerhemul-'abde illal-Mevlâ? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Mâliku ve enel-memlûk, ve hel yerhemul-memlûke illal-Mâlik? Mevlâye yâ mevlây! Entel-'Azîzu ve enez-zelîl, ve hel yerhemuz-zelîle illal-'Azîz? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Hâliku ve enel-mahlûk, ve hel yerhemul-mahlûka illal-Hâlik? Mevlâye yâ mevlây! Entel-'Azîmu ve enel-hakîr, ve hel yerhemul-hakîra illal-'Azîm? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Kaviyyu ve enez-da'îf, ve hel yerhemuz-da'îfe illal-Kaviyy? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Ganiyyu ve enel-fakîr, ve hel yerhemul-fakîra illal-Ganiyy? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Mu'tî ve enes-sâ'il, ve hel yerhemus-sâ'ile illal-Mu'tî? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Hayyu ve enel-meyyit, ve hel yerhemul-meyyite illal-Hayy? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Bâkî ve enel-fânî, ve hel yerhemul-fâniye illal-Bâkî? Mevlâye yâ mevlây! Ented-Dâ'imu ve enez-zâ'il, ve hel yerhemuz-zâ'ile illad-Dâ'im? Mevlâye yâ mevlây! Enter-Râziku ve enel-merzûk, ve hel yerhemul-merzûka illar-Râzik? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Cevâdu ve enel-behîl, ve hel yerhemul-behîle illal-Cevâd? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Mu'âfî ve enel-mubtelâ, ve hel yerhemul-mubtelâ illal-Mu'âfî? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Kebîru ve enes-sagîr, ve hel yerhemus-sagîra illal-Kebîr? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Hâdî ve ened-dâll, ve hel yerhemud-dâlle illal-Hâdî? Mevlâye yâ mevlây! Enter-Rahmânu ve enel-merhûm, ve hel yerhemul-merhûma illar-Rahmân? Mevlâye yâ mevlây! Entes-Sultânu ve enel-mumtehen, ve hel yerhemul-mumtehena illas-Sultân? Mevlâye yâ mevlây! Ented-Delîlu ve enel-mutehayyir, ve hel yerhemul-mutehayyira illad-Delîl? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Gafûru ve enel-muznib, ve hel yerhemul-muzniba illal-Gafûr? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Gâlibu ve enel-maglûb, ve hel yerhemul-maglûba illal-Gâlib? Mevlâye yâ mevlây! Enter-Rabbu ve enel-merbûb, ve hel yerhemul-merbûba illar-Rabb? Mevlâye yâ mevlây! Entel-Mutekebbiru ve enel-hâşi', ve hel yerhemul-hâşi'a illal-Mutekebbir? Mevlâye yâ mevlây! İrhamnî bi-rahmetike verda 'annî bi-cûdike ve keremike ve fadlike yâ Zel-cûdi vel-ihsâni vet-tavli vel-imtinân, bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn.

Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı Anlamı

Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların hiçbir yararı olmadığı günde Senden aman diliyorum. Zalimin ellerini ısıracağı ve 'Keşke ben Resulullah ile birlikte bir yol tutsaydım!' diyeceği günde Senden aman diliyorum. Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, perçemlerinden ve ayaklarından tutulacağı günde Senden aman diliyorum. Babanın evladı yerine ve evladın da babası yerine bir şey ödeyemeyeceği günde Senden aman diliyorum; şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, lanetin onların üzerine olacağı ve kötü menzilin kendilerine ait olacağı günde Senden aman diliyorum. Hiç kimsenin kimse için bir şeye sahip olamayacağı ve emrin yalnız Allah'a ait olacağı günde Senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir derdinin olacağı günde Senden aman diliyorum. Suçlunun o günün azabından kurtulmak için evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye verip kendisini kurtarmak isteyeceği günde Senden aman diliyorum. Hayır! O cehennem ateşi, alevlenen ve derileri söküp kavuran bir ateştir.

Mevlam, ey mevlam! Sen Efendimsin, ben ise bir kulum; kula Efendisinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen varlığımın sahibisin, ben ise sahip olunanım; sahip olunana sahibinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen izzet sahibisin, ben ise zelilim; zelile aziz olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen Yaratansın, ben ise yaratılanım; yaratılana Yaratandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen ulu ve yücesin, ben ise hakirim; hakire yüce olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıfım; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksulum; yoksula zenginden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen verensin, ben ise isteyenim; isteyene verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölüyüm; ölüye diriden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bakisin, ben ise faniyim; faniye baki olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçiciyim; geçiciye ebedi olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen rızık verensin, ben ise rızıklananım; rızıklanana rızık verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimriyim; cimriye cömertten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise derde müptelayım; derde düşene afiyet verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçüğüm; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise yolunu şaşıranım; yolunu şaşırana hidayet edenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen Rahmansın, ben ise merhamet olunanım; merhamet olunana Rahmandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen hükümdarsın, ben ise imtihan edilenim; imtihan edilene hükümdardan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yol gösteren kılavuzsun, ben ise şaşkınım; şaşkına kılavuzdan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkârım; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlubum; mağluba galip olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen Rabbimsin, ben ise eğitilip terbiye edilenim; terbiye edilene Rabbinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen büyüklük sahibisin, ben ise boyun eğen alçakgönüllüyüm; boyun eğene büyüklük sahibinden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Rahmetinle bana merhamet et; cömertliğin, keremin ve lütfunla benden razı ol. Ey cömertlik, ihsan, güç ve nimet sahibi! Rahmetinle duamı kabul eyle, ey merhametlilerin en merhametlisi!

Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe Camii Münacatı Hangi İsimlerle Bilinir?

Bu dua kaynaklarda ve halk arasında şu adlarla da anılır: Mevlâye Yâ Mevlâye Duası, İmam Ali Kûfe Münacatı, Mescid-i Kûfe Münacatı, مناجاة أمير المؤمنين في مسجد الكوفة.