Listem 0 Kaydedilenler 0

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası — Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı

دُعَاءُ مَسْجِدِ زَيْدِ بْنِ صُوحَان

Seyyid Mustafa el-Mûsevî 6:56 Münacatlar

0:00 / 6:56
Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası — Seyyid Mustafa el-Mûsevî YouTube

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası, Kûfe yakınlarındaki mübarek Zeyd bin Sûhân Mescidi'nde kılınan amellerin ardından okunması rivayet edilen çok duygulu bir tövbe ve huzu duasıdır. Kulun günahlarını, acziyetini ve pişmanlığını Allah katında samimiyetle itiraf etmesini konu alır.

Ne zaman okunur? Kişinin günahlarının affına, kalbin yumuşamasına, nefis muhasebesi yapılmasına ve ilahi rahmete sığınmaya vesiledir. Özellikle gece ibadetlerinde veya huzu gerektiren secde anlarında okunması tavsiye edilir.

Kaynak: Mefâtîhu'l-Cenân (Şeyh Abbas Kummî) — Kûfe ve Çevre Mescitleri Amelleri

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası Arapça Metni

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ إِلٰهِي قَدْ مَدَّ إِلَيْكَ الْخَاطِئُ الْمُذْنِبُ يَدَيْهِ بِحُسْنِ ظَنِّهِ بِكَ. إِلٰهِي قَدْ جَلَسَ الْمُسِيءُ بَيْنَ يَدَيْكَ مُقِرَّاً لَكَ بِسُوءِ عَمَلِهِ، وَراجِياً مِنْكَ الصَّفْحَ عَنْ زَلَلِهِ. إِلٰهِي قَدْ رَفَعَ إِلَيْكَ الظَّالِمُ كَفَّيْهِ رَاجِياً لِما لَدَيْكَ فَلَا تُخَيِّبْهُ بِرَحْمَتِكَ مِنْ فَضْلِكَ. إِلٰهِي قَدْ جَثَا الْعائِدُ إِلَى الْمَعَاصِي بَيْنَ يَدَيْكَ خائِفاً مِنْ يَوْمٍ تَجْثُو فِيهِ الْخَلائِقُ بَيْنَ يَدَيْكَ.

إِلٰهِي جَاءَكُ الْعَبْدُ الْخَاطِئُ فَزِعاً مُشْفِقاً، وَرَفَعَ إِلَيْكَ طَرْفَهُ حَذِراً راجِياً، وَفاضَتْ عَبْرَتُهُ مُسْتَغْفِراً نادِماً؛ وَعِزَّتِكَ وَجَلالِكَ مَا أَرَدْتُ بِمَعْصِيَتِي مُخالَفَتَكَ، وَمَا عَصَيْتُكَ إِذْ عَصَيْتُكَ وَأَنَا بِكَ جاهِلٌ وَلَا لِعُقُوبَتِكَ مُتَعَرِّضٌ، وَلَا لِنَظَرِكَ مُسْتَخِفٌّ، وَلٰكِنْ سَوَّلَتْ لِي نَفْسِي، وَأَعانَتْنِي عَلَىٰ ذٰلِكَ شِقْوَتِي، وَغَرَّنِي سِتْرُكَ الْمُرْخىٰ عَلَيَّ، فَمِنَ الْآنَ مِنْ عَذابِكَ مَنْ يَسْتَنْقِذُنِي؟ وَبَحَبْلِ مَنْ أَعْتَصِمُ إِنْ قَطَعْتَ حَبْلَكَ عَنِّي؟

فَيا سَوْأَتاهُ غَداً مِنَ الْوُقُوفِ بَيْنَ يَدَيْكَ إِذا قِيلَ لِلْمُخِفِّينَ جُوزُوا، ولِلْمُثْقِلِينَ حُطُّوا، أَفَمَعَ الْمُخِفِّينَ أَجُوزُ أَمْ مَعَ الْمُثْقِلِينَ أَحُطُّ؟ وَيْلِي كُلَّما كَبُرَ سِنِّي كَثُرَتْ ذُنُوبِي! وَيْلِي كُلَّما طالَ عُمْرِي كَثُرَتْ مَعَاصِيَّ! فَكَمْ أَتُوبُ، وَكَمْ أَعُودُ؟ أَمَا آنَ لِي أَنْ أَسْتَحْيِيَ مِنْ رَبِّي؟ اللّٰهُمَ فَبِحَقِّ مُحَمَّدٍ وَآلِ مُحَمَّدٍ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَخَيْرَ الْغَافِرِينَ.

ثُمَّ ابْكِ وَضَعْ وَجْهَكَ عَلَى الترَابِ وَقُلْ: ارْحَمْ مَنْ أَسَاءَ وَاقْتَرَفَ وَاسْتَكَانَ وَاعْتَرَفَ. ثُمَّ ضَعْ خَدَّكَ الْأَيْمَنَ وَقُلْ: إِنْ كُنْتُ بِئْسَ الْعَبْدُ فَأَنْتَ نِعْمَ الرَّبُّ. ثُمَّ ضَعْ خَدَّكَ الْأَيَسَرَ وَقُلْ: عَظُمَ الذَّنْبُ مِنْ عَبْدِكَ فَلْيَحْسُنِ الْعَفْوُ مِنْ عِنْدِكَ يَا كَرِيمُ. ثُمَّ عُدْ إِلَى السُّجُودِ وَقُلْ مِائَةَ مَرَّةٍ: «الْعَفْوَ الْعَفْوَ».

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası Okunuşu

Bismillâhir-Rahmânir-Rahîm. İlâhî kad medde ileykel-hâti'ul-muznibu yedeyhi bi-husni zannihî bik. İlâhî kad celasel-musî'u beyne yedeyke mukirren leke bi-sû'i 'amelihî, ve râciyen minkes-safha 'an zelleth. İlâhî kad refe'a ileykez-zâlimu keffeyhi râciyen limâ ledeyk, fe-lâ tuhayyibhu bi-rahmetike min fadlik. İlâhî kad cesâl-'âidu ilel-me'âsî beyne yedeyke hâifen min yevmin tecsû fîhil-halâiku beyne yedeyk.

İlâhî câ'ekel-'abdul-hâti'u fezi'an muşfikan, ve refe'a ileyke tarfehû haziran râciyen, ve fâdat 'abretuhû musteağfiren nâdimâ; ve 'izzetike ve celâlike mâ eredtu bi-ma'siyetî muhâlefetek, ve mâ 'asaytuke iz 'asaytuke ve ene bike câhilun ve lâ li-'ukûbetike mute'arridun, ve lâ li-nazarike mustehif, ve lâkin sevvelet lî nefsî, ve e'ânetnî 'alâ zâlike şıkvetî, ve ğarrenî sitrukel-murhâ 'aley, fe-minel-âne min 'azâbike men yestanfizunî? Ve bi-habli men a'tasimu in kata'te hableke 'annî?

Fe-yâ sev'etâhı ğaden minel-vukûfi beyne yedeyke izâ kîle lil-muhiffîne cûzû, ve lil-muskilîne huttû, e-fe-ma'al-muhiffîne ecûzu em ma'al-muskilîne ahutt? Veylî kullemâ kebura sinnî kesurat zunûbî! Veylî kullemâ tâle 'umrî kesurat me'âsî! Fe-kem etûbu, ve kem e'ûd? E-mâ âne lî en estahyeye min rabbî? Allâhumme fe-bi-hakki Muhammedin ve Âli Muhammedin iğfir lî verhamnî yâ erhamer-râhimîne ve hayral-ğâfirîn.

(Sonra ağla, yüzünü toprağa (secdeye) koy ve şöyle de:) İrham men esâ'e vektarafe vestekâne va'teref. (Sonra sağ yanağını toprağa koy ve şöyle de:) İn kuntu bi'sel-'abdu fe-ente ni'mer-rabb. (Sonra sol yanağını toprağa koy ve şöyle de:) 'Azumed-zenbu min 'abdike fel-yahsunil-'afvu min 'indike yâ kerîm. (Sonra tekrar secdeye dön ve 100 defa şöyle de:) El-'afv, el-'afv.

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası Anlamı

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. İlahım! Günahkar ve hatalı kul, Sana duyduğu güzel hüsnüzan ile ellerini Sana doğru açtı. İlahım! Kötülük etmiş olan kul, amelinin kötülüğünü itiraf ederek ve hatasından geçmeni umarak Senin huzurunda oturdu. İlahım! Kendine zulmeden kul, Senin katındakileri umarak avuçlarını Sana kaldırdı; lütfunla ve rahmetinle onu eli boş çevirme! İlahım! Günahlara geri dönen kul, mahlukatın Senin huzurunda dize geleceği günden korkarak huzurunda dize geldi.

İlahım! Hatalı kulun korku ve telaş içinde Sana geldi; çekinerek ve umut ederek gözünü Sana dikti, bağışlanma dileyip pişmanlık duyarak gözyaşları sel oldu. İzzetine ve celaline andolsun ki, işlediğim günahla Sana muhalefet etmek istemedim. Sana karşı geldiğimde Seni bilmediğimden, azabını hiçe saydığımdan ya da Senin bakışını küçümsediğimden günah işlemedim. Fakat nefsim beni kandırdı, bedbahtlığım buna çanak tuttu ve üzerime örttüğün gizleyici örtün beni aldattı. Şimdi beni Senin azabından kim kurtarabilir? Eğer Sen ipini benden kesersen ben kimin ipine sarılabilirim?

Yarın Senin huzurunda durduğumda, 'Yükü hafif olanlar geçsin, yükü ağır olanlar kalsın!' denildiğinde vay halime! Ben yükü hafif olanlarla geçebilecek miyim, yoksa yükü ağır olanlarla kalacak mıyım? Yazıklar olsun bana, yaşım büyüdükçe günahlarım çoğaldı! Yazıklar olsun bana, ömrüm uzadıkça isyanlarım arttı! Daha kaç kez tövbe edip kaç kez tövbemi bozacağım? Rabbimden utanma vaktim hâlâ gelmedi mi? Allah'ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed hakkı için beni bağışla ve bana merhamet et; ey merhametlilerin en merhametlisi ve bağışlayanların en hayırlısı!

(Sonra ağla ve yüzünü toprağa koyup şöyle de:) Kötülük eden, günah işleyen, çaresiz kalıp itiraf eden kimseye merhamet et. (Sonra sağ yanağını toprağa koyup şöyle de:) Ben ne kötü bir kul isem, Sen de ne güzel bir Rab’sin. (Sonra sol yanağını toprağa koyup şöyle de:) Kulundan olan günah büyük oldu, Senin katından olan affın ise güzel olsun ey Kerîm olan! (Sonra tekrar secdeye dönüp 100 defa şöyle de:) Affet, affet.

Mescid-i Zeyd bin Sûhân Duası Hangi İsimlerle Bilinir?

Bu dua kaynaklarda ve halk arasında şu adlarla da anılır: Mescid-i Zeyd Duası, İlahi Kad Medde İleykel Hatiul Muznib, Zeyd bin Sûhân Tövbe Duası, دعاء مسجد زيد بن صوحان.